Kazan ve Terk et: Nico Rosberg

Yazar: Mert Erdem

Üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen, motor sporlarındaki en şaşırtıcı emeklilik kararlarından biri olmaya devam ediyor. Nico Rosberg; direksiyon başına geçtiği ilk günden beri hayalini kurduğu Formula 1 şampiyonluğunu kazanan, ardından ise sadece uzaklaşmayı seçen bir pilot… Bu yazımda geçen yıla kadar turbo hibrit çağında Hamilton’ı mağlup eden tek pilot olan; 2016 yılı Formula 1 Şampiyonu Nico Rosberg’in hayatına kısaca göz atıyoruz.

Eski Formula 1 şampiyonlarından Finlandiyalı Keke Rosberg’in oğlu olan Nico, 1985’te Almanya’da doğdu. Babası sayesinde çifte vatandaşlığa sahip olan bu genç yeteneğin karting kariyeri 2000’li yıllarda başladı. Ailesinin sahip olduğu bağlantılarını kullanması aracılığıyla dönemin en iyi karting patronu olan Dino Chiesa ile tanıştı ve onun desteği ile Mercedes adına yarışmaya başladı. Tesadüfe bakın ki 2000 yılında Mercedes Benz Mclaren takımıyla yarıştığı “Formula A – Avrupa Şampiyonası” serisinde de ona takım arkadaşlığı yapan kişi Lewis Hamilton’dı. Hamilton, o sene seriyi Rosberg’in 24 puan önünde şampiyon olarak tamamladı ancak, yine ailesinin torpili sayesinde olacak ki, Rosberg Formula 1’e daha erken giriş yaptı.

Formula 3 yılları

Nico Rosberg, 2002 yılında Formula BMW – Almanya şampiyonasında yarıştı ve o sene ligi adeta domine etti. 17 yarışın dokuzunu kazanarak en yakın rakibine 81 puan attı ve seride rahat bir şekilde şampiyon oldu. Devamındaki iki yılı da, babasının adını taşıyan takım ile ‘”Formula 3 – Euroseries” şampiyonasında geçirdi. 2003 yılında sezonu bir galibiyet ile sekizinci bitiren Alman pilot, 2004 yılına ise ilk iki yarışta iki galibiyet alarak hızlı başladı. Ancak devamındaki 18 yarışta ancak iki galibiyet daha alabildi ve seriyi Lewis Hamilton’ın 2 puan önünde (evet bu ikili kariyerlerini neredeyse beraber geçirmişler) dördüncü sırada bitirdi.

2005 Formula 2 Şampiyonluğu

Formula 2 yılları

O zaman ki adıyla GP2 olan ve Formula 1’e bir basamak olması için kurulan bu kategori, Rosberg’in 2005 yılındaki hedefiydi. Dönemin ART takımında Alexandre Premat’a takım arkadaşlığı yaptı  ve şampiyonluk için Heikki Kovalainen ile tüm sezon süren bir mücadeleye ortak oldu.

O dönem ART’nin serideki performansı konusunda önemli spekülasyonlar vardı. Sezonun ortasında, takımın direksiyon kolonunda yaptığı değişiklikler üzerine bir dizi araştırma başlatıldı ve sonucunda takıma bazı yasaklar konuldu ancak, ceza verildiğinde bile ART, gridin en hızlı takımı olarak kaldı.

Rosberg, son üç yarış içerisinde Kovalainen’den şampiyona liderliğini ele geçirdi. Sezon sonunda da toplamda aldığı beş galibiyet, 12 podyum ile Kovalainen’e 15 puan fark attı ve şampiyon oldu. Rosberg için bu başarı aynı zamanda, babasının 24 yıl önce şampiyonluk kazandığı takım olan Williams’ta 2006 yılı için bir yarış koltuğu anlamına geliyordu.

Williams ile F1’de ilk yarış – 2006 Bahreyn GP

Williams yılları

Yeni takımı ile F1’de çıktığı ilk yarışta en hızlı turu atarak herkesi kendine hayran bırakan Rosberg, 2006 yılının geri kalanında sönük bir performans sergiledi. Zaman zaman çaylak hataları yaparak yarışları tamamlayamasa da Rosberg, zaman zaman da araçtan aldığı maksimum performansla takımını ve taraftarları etkiledi.

İkinci yılı ise ilk yıla nazaran çok daha iyi geçti. Takım arkadaşı Alexander Wurz’u sürekli olarak geride bırakan Rosberg, bazı yarışlarda da parladı. Interlagos’ta dönemin üçüncü en iyi aracı olan Sauber BMW takımının her iki pilotunu da arkasında tutarak mükemmel bir dördüncülük elde etti; sezonu da toplam 20 puan ile dokuzuncu tamamladı.

2008 yılında Williams’a Kazuki Nakajima katıldı ve Rosberg’in yeni takım arkadaşı oldu. Sezon Rosberg için yine umut verici başladı. İlk yarışı olan Melbourne’de podyuma çıkan Alman pilot sezonun geri kalanında ise pek bir varlık gösteremedi. Singapur yarışında da güvenlik aracı sayesinde bir podyum daha yakalayan Rosberg, FW30’un öndeki araçlar ile çekişebilecek kadar güçlü olamaması sebebiyle daha iyi bir sonuç yakalayamadı ve sezonu ancak 13. sırada tamamlayabildi.

2009 yılında dördüncülükten ileri gidemeyen ve hiç podyum göremeyen Rosberg, düzenli olarak aldığı puanlar sayesinde ise büyük takımların ilgisini çekmeyi başardı. Sezon ortasında sekiz yarış üst üste olmak üzere toplam 11 yarıştan puan çıkaran Rosberg, 2009’u şampiyon tamamlayan Brawn takımını devralan Mercedes’in dikkatini çekti ve 2010 yılı için Mercedes ile sözleşme imzaladı.

Mercedes GP ile ilk poz – 2010 Valencia

Mercedes yılları

2010 yılında Mercedes’e imza atıp Michael Schumacher’in takım arkadaşı olan Rosberg için akıllara ilk olarak “efsane takım arkadaşı ile rekabet edebilecek mi?” sorusu gelmişken, o performansıyla soru işaretlerini çok hızlı sildi. Henüz ilk yarış olan Bahreyn’den itibaren Schumacher’i arkasında tutan Nico, sezonun geri kalanında da takım arkadaşına karşı üstünlük kurdu. Ancak Mercedes takımının henüz hız yakalayamayan W01 aracı, Brawn’dan kalan “şampiyon” title’ını sürdüremedi; hatta öyle ki 2010 sezonunda tek bir yarış galibiyeti dahi alamadı. Rosberg ise kendi adına bu yılı güçlü tamamladı. Sezonu Felipe Massa’nın iki puan arkasında tamamlayan Alman pilot, (ki o sezonu Macaristan ve Japonya’daki teknik arızalar olmasaydı daha iyi bir sırada da tamamlayabilirdi) Michael Schumacher’in puanlarını ise nerdeyse ikiye katlamıştı.

İkili arasındaki fark 2011 yılında önemli ölçüde kapandı ancak özellikle sıralama turları olmak üzere Rosberg, hala birkaç saniye önde kalabilmeyi başardı. Öyle ki araçtan maksimumu alma konusunda da iyi bir çizgi tutturdu, hatta Çin’de takımın yakıt hesaplamalarında hata yaptığını söylediği ve ayağını gazdan çekmesini istediği ana kadar yarışı lider götürüyordu.

Mercedes 2012’ye W03 ile iyi bir başlangıç ​​yaptı. Rosberg, son iki sezonda da iyi performans gösterdiği Şangay hafta sonunda pole pozisyonunu almayı başardı ve yarışı zirvede tamamlayan kişi oldu. Sezon başında elde edilen bu tempo, Rosberg için güçlü geçecek bir sezonun başlangıcı gibi görünüyordu. Devamında Monaco’da ikinci sırayı alan ve Melbourne ve Bahreyn’de de hata yapmasa daha iyi sıralara çıkabilecek olan Rosberg ve Mercedes’in, sezon ilerledikçe ise formu düştü ve daha fazla podyum alma şansı yok oldu. Yılın sonuna doğru takım bir yandan Hamilton’ın 2013’te Rosberg’e takım arkadaşı olarak gelişine hazırlanırken bir yandan da yoğun bir şekilde aracın gelişiminde yapılan hataların temeline inmeye ve sorunları çözmeye çalışıyordu.

Hamilton ile takım arkadaşı olmak Rosberg’in itibarını daha da artırdı. Birlikte oldukları ilk yılda Hamilton’a karşı iki yarış kazanan Rosberg, dünya şampiyonu takım arkadaşını puan sıralamasında da yakından takip etti. Rosberg’in ilk galibiyeti, pole pozisyonundan başladığı Monaco’da geldi. Babasının 30 yıl önce aynı pistte elde ettiği zafer ile benzer bir şekilde, ikinci sıradaki Mark Webber’in yarış boyu süren yoğun baskısına direndi. Devamında Silverstone’da şansının da yardımıyla bir galibiyet daha aldı; ancak o da sezonun ikinci kısmında gelen Red Bull ve Sebastian Vettel dominasyonunun kurbanı oldu ve sezonu da takım arkadaşının 18 puan gerisinde 6. olarak tamamladı.

2014 sezonu, Rosberg’in bugüne kadarki en etkileyici sezonuydu. Alman pilot için sıralama turları genel olarak iyiydi. Hamilton da dahil olmak üzere çoğu takım arkadaşını tek tur mücadelesinde mağlup etmeyi başardı ancak iş yarış temposuna gelince genelde geride kalan taraf oluyordu. 2014 sezonunda da Hamilton’ı; Bahreyn, Japonya, Amerika ve Abu Dabi’de arkasında tutamadı, birkaç yarışta da yaşadığı güç ünitesi arızaları sebebiyle şampiyonluk umutları sona erdi. Bu sezonu, toplamda beş Grand Prix zaferi elde etmiş olmasına rağmen, ancak ikinci olarak tamamlayabildi.

Rosberg, 2015’te de Hamilton’ın unvanını elinden alacak gibi görünmüyordu. Sıralama seanslarındaki hızı bu yıl yok olmuştu ancak; takım arkadaşı ilk 12 yarışta 11 kez pole pozisyonunu aldı. Sezon içerisinde Hamilton rahatça şampiyona liderliğine oturmuşken Rosberg İspanya, Avusturya ve Hamilton’ın gereksiz bir pit stopla galibiyeti kaçırdığı Monaco ile sadece üç galibiyet elde edebildi. İtalya’da ve Rusya’da liderken yaşadığı teknik sorunlar avantajı tamamen takım arkadaşına geçirdi. Ancak Rosberg, yılın sonlarına doğru durumu yavaş yavaş değiştirmeye başladı. Sezonun son üç yarışını Hamilton’ı hem sıralama turlarında hem de yarışta mağlup ederek tamamladı. Hüsrana uğramış olan Hamilton, bu yarışlarda Rosberg’i yenebilmek için takımına strateji baskısı bile yaptı. Abu Dabi’de istediği bu şansı yakaladığında bile Rosberg geriden gelerek yarışı yine kazandı ve 2016’da ikili arasında daha yakın bir rekabet olacağının sinyallerini verdi.

2016 sezonu, ilk ve son şampiyonluk…

Yeni sezon başlarken Rosberg, önceki seneden kalma galibiyet serisini sürdürdü ve yılın ilk dört yarışını kazandı. Yaşadığı dayanıklılık sorunları sebebiyle yaptığı kötü sezon başlangıcı, Hamilton’ın şampiyonada gerilere düşmesine sebep oldu. Sezonun beşinci yarışı olan İspanya’ya pole pozisyonunda başlayan Hamilton, ilk turda takım arkadaşı tarafından geçilmek üzereyken büyük bir hata yaparak çime çıktı, aracının kontrolünü kaybetti ve takım arkadaşı ile çarpıştı. Günümüzde sporla iç içe olan birine “Hamilton-Rosberg ikilisini nasıl bilirdin?” diye sorsanız, aklına gelecek ilk şeyin bu ikonik kaza olacağına eminim.

Hamilton ile yaşanan kaza – 2016 İspanya GP

Şampiyonanın devamındaki yarışlar, yavaş yavaş Rosberg’in liderliğini zayıflattı. Özellikle Monaco ve İngiltere gibi yağmur altında geçen yarışlarda alınmış galibiyetler, Hamilton’ın 19 puanla şampiyonada liderliği almasına yardımcı oldu.

Rosberg yaz tatilinden yenilenmiş bir enerjiyle döndü. Bu süreçte yarışlarda yeni bir aksilikler evresi Hamilton’ı yakaladı ve Rosberg şampiyona liderliğini geri kazandı. Malezya yarışı startında Vettel ile teması sonucu spin atan ve son sıralara düşen Rosberg; yarışın devamında hasarı azaltarak üçüncü sıraya geri dönerken, Japonya’da da aldığı dokuzuncu galibiyet ile son dört yarışa güçlü bir konumda girdi. Bu andan itibaren Hamilton, sezonun sonu için adeta “Hammertime” modunu açtı ve kalan dört yarışta da galibiyete uzandı. Ancak Rosberg’in şampiyonadaki liderliğini koruması için her seferinde ikinci olması yeterliydi ve tam olarak yaptığı da bu oldu. Hamilton Abu Dabi’de yarışın başında ve sonunda, Rosberg’i yavaşlatabilmek ve üçüncü olan Vettel’in arkasına düşürebilmek için gaza basmadı. Tüm Mercedes pit duvarı için gergin bir çekişmeye sahne olan bu hafta sonunda Rosberg, yarışı yine ikinci olarak tamamlamayı başardı, sezonu beş puan farkla önde bitirdi ve 2016 Şampiyonu unvanını kazandı.

İlk ve tek şampiyonluğu – 2016 Abu Dabi GP

Devamında yaşananlar ise herkesi şaşırttı. Abu Dabi’de damalı bayrağı ikinci sırada görüp ilk şampiyonluğunu ilan etmesinden sadece beş gün sonra Rosberg, yarışmak konusunda herhangi bir hedefinin kalmadığını ve hayallerini gerçekleştirdiğini söyleyerek Formula 1’den emekli oldu. Kararını, dönemin popüler sosyal paylaşım sitesi olan Facebook sayfasında açıklayan Rosberg “25 yıldır yarışıyorum ve hayatımdaki tek hayalim, Formula 1 Dünya Şampiyonasını kazanmak olmuştu. Çok çalışarak, acı çekerek ve fedakarlıklar yaparak buna ulaştım. Dağı tırmandım, zirveye çıktım ve emekliye ayrılmak için doğru zamanın geldiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Şimdilerde Youtube kanalı aracılığı ile yorumculuk yapan Rosberg, emekli olduğundan ötürü pişman olmadığını da her fırsatta dile getiriyor. Doğum günün kutlu olsun şampiyon, ilerde de alacağın hiçbir karardan pişman olmaman dileğiyle !

Bu yazılar da hoşunuza gidebilir

Yorum Yap