<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Enes Köse, Volante sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.volantedergi.com/author/eneskose/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.volantedergi.com/author/eneskose/</link>
	<description>Sporun Yeni Medyası</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Oct 2021 06:34:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/v-derece-.png</url>
	<title>Mehmet Enes Köse, Volante sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.volantedergi.com/author/eneskose/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayattan Daha &#8220;Gerçek&#8221;: Paul Pierce</title>
		<link>https://www.volantedergi.com/2021/10/12/hayattan-daha-gercek-paul-pierce/</link>
					<comments>https://www.volantedergi.com/2021/10/12/hayattan-daha-gercek-paul-pierce/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Enes Köse]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2021 19:06:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Basketball]]></category>
		<category><![CDATA[Boston Celtics]]></category>
		<category><![CDATA[NBA]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Pierce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.volantedergi.com/?p=2175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boston Celtics tarihindeki simge isimler arasında kendine hatrı sayılır bir yer edinmiş olan Paul Pierce&#8217;ın hayatı da kariyerindeki gibi oldukça önemli&#8230;</p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/10/12/hayattan-daha-gercek-paul-pierce/">Hayattan Daha &#8220;Gerçek&#8221;: Paul Pierce</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Boston Celtics tarihindeki simge isimler arasında kendine hatrı sayılır bir yer edinmiş olan Paul Pierce&#8217;ın hayatı da kariyerindeki gibi oldukça önemli ve kritik &#8220;clutch&#8221; anlarıyla şekillenmiş dersek yanılmış olmayız. Geçtiğimiz ay basketbolun gelinebilecek en zirve noktası olarak kabul edilen Hall of Fame listesine de 2020 sınıfından giriş yapan Pierce&#8217;ın kariyer serüvenini de bu anlar üzerinden incelemek gerekiyor.</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Takvim yaprakları 13 Ekim 1977’yi gösterdiğinde tam adıyla Paul Anthony Pierce, Oakland-Kaliforniya’da tüm dünyadaki basket severlerin iyisiyle ve kötüsüyle zihnine kazınacağı hayatına ilk adımını attı. Profesyonel basketbol kariyerinin en uzun dönemini geçirip adeta yaşayan bir efsane haline geleceği yerin Boston şehri olacağını galiba kendisi de hiçbir zaman hayal etmemiştir. Çünkü kolej kariyerinde Kansas Jayhawks takımına adım atana kadar hayatına Kaliforniya’da bir Lakers taraftarı olarak devam etmişti. Bu süreçte lise hayatını geçireceği Inglewood&#8217;a taşındı ve başarılı bir lise kariyeri sonrası Amerikan Kolej Basketbol Ligi’nin hatırı sayılır takımlarından Kansas Jayhawks formasını 1995-98 yılları arasında üç sene başarıyla terletti. Kolej kariyerindeki başarılı performansıyla elde ettiği etkiyle birlikte 1998 NBA Draftları’na katılan Paul Pierce’ın, aslında ilk beş sıra içinde seçilmesine garanti gözüyle bakılıyordu. Ancak belki de ilk sıra seçimlerinde kendine yer bulamamasının NBA Draftları’nda sıklıkla gözlemleyebileceğimiz ve diğer takımlar için oluşturduğu şaşkınlık veya çekingenlik ortamıyla birlikte Paul Pierce 10. sıradan Boston Celtics tarafından seçildi. Bu durum doğma büyüme Kaliforniyalı, idolü Magic Johnson olan ve o güne kadar yeşil renginden bile belki de nefret eden Pierce için kaderinin belki de en büyük cilvesiydi. </span></p>
<p><a href="https://today.in-24.com/sport/News/134052.html" target="_blank" rel="noopener"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-2618" src="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-1024x576.jpeg" alt="" width="900" height="506" srcset="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-1024x576.jpeg 1024w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-300x169.jpeg 300w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-768x432.jpeg 768w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-1536x864.jpeg 1536w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-2048x1152.jpeg 2048w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-1920x1080.jpeg 1920w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-1170x658.jpeg 1170w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/1-1-585x329.jpeg 585w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a><span style="font-weight: 400;">NBA’e Boston Celtics formasıyla adım attığı çaylak sezonunda yaşadığı sakatlık problemlerine rağmen sezonu 16,5 sayı, 6,5 ribaunt ve 1.7 top çalma ortalamalarıyla tamamladı ve Yılın Çaylağı sıralamasında kendine üçüncü sırada yer buldu. İkinci sezonunda ise ortalamalarını maç başına 19,5 sayı ve 2,1 top çalmaya yükselten Pierce, NBA&#8217;deki elit hücum oyuncularından biri olma serüveninin sağlam adımlarından birini attı. Hikayenin bu kısmına kadar bir NBA yıldızının tahmin edilebilir hayat serüveninin ve basketbol kariyerinde elde ettiği başarıları olağandışı bir gelişme olmadan anlatıldığının eminim ki siz de farkındasınızdır. Ancak bu nispeten “tahmin edilebilir” ilerleyiş, 25 Eylül 2000 günü yaşanan bir bıçaklı saldırıyla aslında oldukça trajik bir şekilde son bulmuş olabilirdi. </span><span style="font-weight: 400;">O gün Paul Pierce belki de yaşanan bu olay sonrasında hayata ve basketbola olan inatçı bakışını daha da pekiştireceği, hayatın sınırlarını acı da olsa görmesine sebep olacak trajik bir olay yaşadı. Hayatı boyunca sokakların kirli tarafından, çetelerden ve kavgadan uzak durmasına rağmen o gün Boston’da bulunan Buzz isimli bir eğlence mekânında toplamda 11 kez olmak üzere yüzünden, boynundan ve sırtından bıçaklanıp ve kafasında bir şişe kırılmıştı. Vücudunda oluşan derin yaraların hayati tehlike yaratması sebebiyle saldırı sonrası mekâna birlikte gittiği takım arkadaşı Tony Battie ve onun kardeşi Derek Battie tarafından yakında bulunan New England Tufts Sağlık Merkezi’ne yetiştirilen Paul Pierce, bir de akciğer ameliyatı geçirmek zorunda kalmıştı. Hastanenin ismini özel olarak belirtme sebebim ise Pierce’ın, hayatını kurtaran bu hastaneye ve çalışanlarına minnettarlığını göstermek amacıyla 2003 yılında yaptığı 2,5 milyon dolarlık bağış. Paul Pierce abu olay hakkında: &#8220;Bu, ihtiyacım olduğunda yanımda olan hastaneye ve çalışanlarına gereken desteği geri verebilmem için bir fırsat.&#8221; diyerek yaşadığı bu büyük trajedinin hayatında bıraktığı fiziksel etkinin yanında mental etkisini de kanıtlayan cümleler kurmuştu.</span></p>
<p><a href="https://www.celticslife.com/2017/09/happy-anniversary-paul-pierce-stabbed.html" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-2620" src="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/2-2.png" alt="" width="900" height="530" srcset="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/2-2.png 840w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/2-2-300x177.png 300w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/2-2-768x453.png 768w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/2-2-585x345.png 585w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a><span style="font-weight: 400;">Eminim ki yazılanları okuyup olayı ilk kez öğrendiğinde birçok sporsever bu denli büyük çapta fiziksel saldırıya maruz kalmış bir basketbolcunun sahalardan uzunca bir süre uzak kaldığını hatta geri dönmekte oldukça zorlandığını düşünür. Ancak Paul Pierce kariyerinde çok defa olduğu gibi bu konuda da insanları hayrete düşürecek bir direnç göstererek, sadece beş gün sonra tedavi gördüğü hastaneden taburcu olmuştu. Devam eden birkaç gün içinde ise takımıyla yeni sezon hazırlıklarına başlamıştı bile. Yaşadığı fiziksel travmayı bu kadar hızlı atlatabilmesinde daha sonra oldukça cömert davrandığı hastanede geçirdiği başarılı medikal operasyonların etkisi elbette doğal olarak birincil sebep olarak görülebilir. Ancak hayatı boyunca suçtan ve şiddetten uzak durup hep basketbola odaklanmış 23 yaşındaki genç bir sporcunun neredeyse hayatına mal olabilecek böyle trajik bir olay sonrası mental anlamda gösterdiği direnç, Pierce’ın sahada mücadeleden asla yılmayan lider karakteriyle ön planda olduğu basketbol kariyerinin adeta bir özeti dersek sanıyorum ki yanılmış olmayız. Bu olayı takip eden 2000-01 sezonunda ise Pierce, Boston Celtics’in normal sezonda oynadığı tüm maçlarda ilk beşte başlayabilen tek oyuncu olmuş ve inanması güç gelse de maç başına 38 dakika sahada kalarak sezonu 25,3 sayı 6,4 ribaunt ortalamalarıyla tamamlamıştı. Kariyeri boyunca attığı sayısız kritik basket ve maç kazandıran sayılardan biri sonrası <a href="https://www.youtube.com/watch?v=rQ4z46h3h9k" target="_blank" rel="noopener">“I called game!”</a> sözüyle aklımıza kazınan Pierce, bu mücadelesiyle aslında bir nevi tüm basketbol severlere “I called life!” diyerek seslenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kariyerinin devam eden sezonlarında gösterdiği performans ve her zaman sahaya koyduğu karakterle NBA’in belki de en tutkulu taraftar kitlesine sahip olan Boston şehrinde adeta yaşayan bir efsane haline gelen Paul Pierce’ın Celtics formasıyla basketbol kariyerinde başardıklarını tek bir yazıya sığdırabilmek gerçekten zor. Toplamda 15 yıl formasını giydiği Boston Celtics’i, 2008 yılında çocukluk ve gençlik yıllarında taraftarı olduğu Los Angeles Lakers’a karşı finaller MVP’si de olarak destansı bir şekilde şampiyonluğa taşımasına ise başta da söylediğim gibi gerçekten kaderin oldukça garip bir cilvesi denebilir. Kazanılan bu şampiyonlukta kadroda bulunan Kevin Garnett, Rajon Rondo ve Ray Allen gibi yıldız isimlerin de oldukça önemli katkıları bulunsa da Paul “The Truth” Pierce, play-offlar boyunca hem gösterdiği üst düzey performansla hem de bütün takımın performansına olumlu katkıda bulunan saha içi ve saha dışı liderliğiyle Celtics taraftarları ve diğer basketbol severlerin de takdirini kazanmıştı. Ayrıca bunlara ek olarak, Lakers’a karşı oynanan Final serisinin birinci maçında yaşadığı sakatlık nedeniyle tekerlekli sandalyeyle gittiği soyunma odasından koşarak sahaya dönüşü, NBA tarihinde yaşanmış en unutulmaz anlar arasında yerini almıştı.</span></p>
<p><iframe title="The Paul Pierce &#039;Wheelchair Game,&#039; 2008 NBA Finals, Celtics vs. Lakers | ESPN Archives" width="1170" height="658" src="https://www.youtube.com/embed/ZEYMIJLmS0o?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Şampiyonluğu kazanan kadronun baş kahramanı olan Paul Pierce, Danny Ainge&#8217;in yıllar içinde belki de kelebek etkisine sebep olan hamlesiyle 2013-14 sezonu öncesinde diğer takım arkadaşları Kevin Garnett ve Jason Terry ile Brooklyn Nets’e takaslanmıştı. Boston Celtics kariyeri sonrası basketbolu bırakana kadar sırasıyla Brookyn Nets (2013-14), Washington Wizards (2014-15) ve Los Angeles Clippers (2015-17) forması giyse de Boston şehrinde bıraktığı unutulmaz etkiyle “The Truth” daima bir Celtics olarak hatırlanacak. Kariyeri: 1x NBA şampiyonluğu (2008), 1x NBA Finaller MVP’si (2008), 10x NBA All Star (2002–2006, 2008–2012), NBA En İyi İkinci İlk Beş (2009), 3× NBA En İyi Üçüncü İlk Beş (2002, 2003, 2008), NBA En İyi Çaylak İlk Beşi (1999) ve 2010 yılında düzenlenen All Star Hafta Sonu etkinliklerinde bir Üç Sayı Yarışması şampiyonluğu gibi sayısız başarıyla dolu olan Paul Pierce’ın ayrıca 2017 yılında basketbolu bırakmasının ardından 11 Şubat 2018 yılında düzenlenen törenle 34 numaralı forması 15 yıl boyunca basketbol oynayıp efsaneleştiği Boston Celtics tarafından emekli edilmişti.</p>
<p><a href="https://www.nba.com/news/paul-pierce-joins-boston-celtics-legends-team-retires-his-no-34" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-2621" src="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4.jpeg" alt="" width="900" height="506" srcset="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4.jpeg 1920w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-300x169.jpeg 300w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-1024x576.jpeg 1024w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-768x432.jpeg 768w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-1536x864.jpeg 1536w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-1170x658.jpeg 1170w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/4-585x329.jpeg 585w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a><span style="font-weight: 400;">Paul Pierce ile ilgili yazılan bir yazıda, kariyerinde başından geçen kilometre taşı sayılabilecek olayları anlatırken zaman zaman isminden bile önce akıllara gelen “The Truth” lakabının ortaya çıkış hikayesini atlamak büyük eksiklik olurdu. Paul Pierce&#8217;ın ünlü takma adı &#8220;The Truth&#8221;, 13 Mart 2001&#8217;de 19’da 13 saha isabetiyle 42 sayı atıp sahada yıldızlaştığı ve Celtics&#8217;in Lakers&#8217;a karşı aldığı 112-107&#8217;lik galibiyetin ardından daha sonra takım arkadaşı da olacak süper star pivot Shaquille O&#8217;Neal tarafından kendisine ikonik bir şekilde verilmişti. Maç sonrası O&#8217;Neal, Boston Herald muhabiri Steve Bulpett&#8217;i kenara çekip not defterine işaret eder ve muhabir Bulpett’a bu söyleyeceklerimi mutlaka not et der. “Benim adım Shaquille O&#8217;Neal ve Paul Pierce lanet olası bir gerçek. Benden alıntı yap ve söylediğim hiçbir şeyi çıkarma. Onun bu oyunu oynayabildiğini biliyordum ama böyle bir seviyede oynayabileceğini bilmiyordum. Paul Pierce <strong>Gerçektir</strong>.” İşte yaşanan bu olay sonrasında tüm basketbol camiası kendisiyle ve basketbol kariyeriyle birlikte akıllara kazınacak “<strong>The Truth</strong>” takma adını Paul Pierce için kullanmaya başlar. Hayatta karşılaştığı tüm zorluklara ve hatta ölümün kıyısından dönmüşken her şeye rağmen azimli duruşuyla basketbol sahasında bıraktığı iz ise daima hayattan daha “gerçek” olarak anılacaktır. Yazımı 1992 yapımı A Few Good Men isimli filmdeki, Tom Cruise ve Jack Nicholson arasında geçen ve sinema severler arasında sembolleşmiş bir diyalog ile bitirmek istiyorum:</span></p>
<p><b>Col. Nathan R. Jessep (Jack Nicholson):</b><span style="font-weight: 400;"> I’ll answer to the question. You want answers? (Soruna cevap vereceğim. Cevapları istiyor musun?)</span></p>
<p><b>Lt. Daniel Kaffee (Tom Cruise):</b><span style="font-weight: 400;"> I want the truth! (Gerçeği istiyorum!)</span></p>
<p><b>Col. Nathan R. Jessep (Jack Nicholson):</b><span style="font-weight: 400;"> You can’t handle the truth! (“Gerçeği” asla tutamazsın!)</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-2179" src="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-1024x578.png" alt="" width="900" height="508" srcset="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-1024x578.png 1024w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-300x169.png 300w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-768x433.png 768w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-1536x866.png 1536w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-1170x660.png 1170w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07-585x330.png 585w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/wpid-2015-01-03-10-05-07.png 1913w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_2180" style="width: 910px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-2180" class="wp-image-2180 size-full" src="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim.png" alt="" width="900" height="600" srcset="https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim.png 900w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim-300x200.png 300w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim-768x512.png 768w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim-585x390.png 585w, https://www.volantedergi.com/wp-content/uploads/2021/09/Adsiz-tasarim-263x175.png 263w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><p id="caption-attachment-2180" class="wp-caption-text">Photo by Mike Ehrmann/Getty Images</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/10/12/hayattan-daha-gercek-paul-pierce/">Hayattan Daha &#8220;Gerçek&#8221;: Paul Pierce</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.volantedergi.com/2021/10/12/hayattan-daha-gercek-paul-pierce/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Club Brugge&#8217;de Bir Türk Scout: Halis Yen</title>
		<link>https://www.volantedergi.com/2021/08/21/club-bruggede-bir-turk-scout-halis-yen/</link>
					<comments>https://www.volantedergi.com/2021/08/21/club-bruggede-bir-turk-scout-halis-yen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Enes Köse]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2021 12:30:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Sorduk]]></category>
		<category><![CDATA[club brugge]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[halis yen]]></category>
		<category><![CDATA[scout]]></category>
		<category><![CDATA[scouting]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.volantedergi.com/?p=2082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belçika’nın Club Brugge kulübünde 2017 yılından bu yana Scout olarak görev alan Halis Yen ile scouting, bu alandaki kendi kariyer adımları,&#8230;</p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/08/21/club-bruggede-bir-turk-scout-halis-yen/">Club Brugge&#8217;de Bir Türk Scout: Halis Yen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Belçika’nın Club Brugge kulübünde 2017 yılından bu yana Scout olarak görev alan Halis Yen ile scouting, bu alandaki kendi kariyer adımları, futbol kulüpleri için scouting planlaması, futbol sektöründe çalışma hedefleri olan gençlere verebileceği tavsiyeler ve uzun vadede kendi kariyer hedefleri üzerine konuştuk.</h4>
<h5 class="p1">Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? Club Brugge gibi hem Belçika’nın hem de Avrupa’nın köklü kulüplerinden birinde scout olarak görev almanıza kadar olan kariyer adımlarınız nelerdi?<span class="Apple-converted-space"> </span></h5>
<p class="p1">İsmim Halis Yen, 33 yaşındayım. Belçika’nın köklü kulüplerinden Club Brugge’ün bünyesinde son dört yıldır scout (gözlemci) olarak görev yapıyorum. Onun haricinde UEFA B lisansımı almış bulunuyorum ve ayrıca bir yandan da kondisyon antrenörlüğü eğitimlerimi de sürdürmekteyim. Yeşil sahalardaki kariyerime futbolcu olarak beş yaşında başladım, 20 yaşında futbolu bırakıp eğitime yöneldim. Ancak futbolu bıraktıktan sonraki yıllarda da hep futbolun içinde kalabilmeyi hedefledim. 2017 yılında bu amacıma ulaştım ve bu kez sahalara antrenör ve gözlemci olarak geri döndüm. Belçika Futbol Federasyonu’nun organize ettiği antrenörlük kurslarına katıldım. İlk antrenörlük ve gözlemcilik deneyimimi ise Sporting Hasselt kulubünün U9 ve U10 takımlarında yaşadım. Sporting Hasselt’te geçirdiğim yarım sezonun ardından Club Brugge ile anlaştım. Kendime göre daha futbolun içinde henüz çok yeniyim ve kendimi geliştirebilmek adına her gün farklı şeyler öğrenebilmek için elimden geleni yapıp, bir yandan da futbolla iç içe olmanın keyfini sürmeye çalışıyorum.</p>
<h5 class="p1">Özellikle son dönemlerde Club Brugge kar marjı oldukça yüksek oyuncu satışlarına imza attı. Siz de Club Brugge’ün Scouting departmanında görev alan biri olarak bu başarının nasıl bir planlama dahilinde gerçekleştiğinden bahsedebilir misiniz?</h5>
<p class="p1">Club Brugge, Bart Verhaeghe’nin kulübün 2012 yılında en büyük hissedarı olmasından sonra her takımın yapmak istediği adımları attı. Son derece planlı gerçekleşen bir yapılanma ve kulübün işleyişine dair her alanda doğru profildeki insanlarla çalışma prensibi, Club Brugge’ü bugün bulunduğu bu konuma getirdi. Sadece altyapıda 33 tane gözlemci yani scout var. Örneğin; Brüksel civarında dört, Anvers civarındaki bölgede de dört tane olmak üzere bu gözlemci ağı ülkenin her bir noktasına dağılmış durumda. Benim gözlemci olarak görev alanım ise Limburg ve Wallonie bölgelerini kapsamakta.</p>
<p class="p1">Gözlemciler olarak haftada 100’den fazla maç izliyoruz ve bu maçlardan beğendimiz oyuncuların sahip olduğu tüm özellikleri içeren raporlamalar yapıp bu raporları kulübe sunuyoruz. İzlenen ve beğenilen bir futbolcunun ise en az beş gözlemcinin incelemesinden geçmesi gerekiyor. Daha sonra ise bu oyuncularla ile görüşme yapıyoruz.<span class="Apple-converted-space">  </span>Mesela Anderlecht’te oynayan ve çok beğendimiz bir futbolcu varsa bu oyuncuya Brüksel’den bir gözlemci gidip bakıyor. Ertesi hafta Anderlecht’in Limburg bölgesinin bir takımı olan KRC Genk ile maçı olursa da aynı oyuncuyu görevim gereği ben izlemeye gidiyorum. Oyuncunun maç içi performansını takip ettikten sonra da artıları ve eksileriyle detaylı bir raporlama yapıyoruz. Ayrıca görece daha küçük takımlarda oynayan genç futbolcuları da seçmelere davet edip orada takip ediyoruz. Bu sistemle çalıştığımız ve anlaşmalı olduğumuz toplamda üç tane takım var. Bu kulüplerde forma giyen küçük yaştaki futbolcuları da antrenman için kilometrelerce mesafe getirip götürmüyoruz, kulübümüzün kendi antrenörleri belli zaman dilimlerinde o kulüplerin tesislerinde antrenmanlara katılım gösteriyor.</p>
<p class="p1">A takımdaysa menajerler aracılığıyla transfer yapılmıyor, sportif direktör ve teknik direktör yapılacak transferler için her zaman ortak karar veriyor. Teknik direktörler tek başına karar alma yetkisine sahip değil. Teknik direktör istediği mevkilerde ve profillerdeki oyuncu tiplemelerini scouting departmanına iletiyor ve gözlemciler kulübün sahip olduğu sistemden uygun oyuncuları bularak takip etmeye başlıyor. Kulüpteki bu işleyişte teknik direktör kadar gözlemcilerin de karar alma hakkı var. Sonuç olarak baktığınızda yapılacak transfer bir nevi yapılan yatırım ve bu sebeple ortak kararlar alınıyor. Son yıllarda Club Brugge’ün yaptığı transferler arasında sadece Mbaye Diagne’nin ters teptiğini söyleyebilirim.</p>
<p class="p1">Teknik ekip kesinlikle scouting departmanı ile beraber çalışıp karar verebilmeli. Bir oyuncuyu takıma kazandırmadan önce scouting departmanı olarak biz o oyuncunun artılarını ve eksilerini, sakatlıklarını, eğitim hayatını, nasıl bir birey olduğunu, etrafındaki insanlarla iletişimini, sosyal hayatını öğrenmeye çalışıyoruz. Tüm bunların sonunda belli bir kanıya varmayı hedefliyoruz ve bu da teknik ekibin alacağı kararda çok büyük bir öneme sahip oluyor.</p>
<h5 class="p1">Belçika futbolunun yakaladığı jenerasyon ve milli takımlar seviyesinde gelinen başarılı nokta ortada. Belçika’da altyapılara ve gözlemciliğe verilen önemi orada yaşayan ve futbolun içinde aktif görev alan biri olarak nasıl anlatırsınız?</h5>
<p class="p1">Öncelikle altyapı sisteminin kurulması sadece kulüplerimizin bir sorunu veya sorumluluğu değil. Belçika ülke olarak futbola ve spora çok büyük yatırımlar yaptı. Var olan yetenekleri nasıl geliştiririz sorusundan yola çıkarak oldukça nitelikli bir eğitim sistemi oluşturdular ve yıllar sonra bu çalışmaların meyvesini FIFA dünya sıralamasında birinci olarak topladılar. Hem sahip olunan tesisleri ve tesisleşmeyi bir üst seviyeye taşıdılar hem de geliştirici üst düzey antrenörler yetiştirerek bu insanların bilgi ve birikimlerini oyunculara aktardılar.</p>
<p class="p1">Belçika Futbol Federasyonu kendi bünyesinde görevli olan bütün antrenörlere büyük önem veriyor ve onların gelişimleri için sürekli olarak çok sayıda seminer veya kurs düzenliyor. Altyapıya sabırla oldukça iyi planlanmış bir sistem kurup, sabırla bekleyip meyvelerini yıllar sonra aldılar. Şu an baktığımızda milli takımda forma giyen neredeyse her oyuncu dünyanın sayılı kulüplerinde oynuyor. Aslında bunu ülke olarak bizim de başarabilme potansiyelimiz var. Burada tek husus sabır ve gençlerin gelişimi. Bunu başarabilmenin tek yoluysa tüm kulüplerimizin ve TFF’nin ortaklaşa bir yol haritası çıkarabilmesinden geçiyor.</p>
<p class="p1">Mesela güzel bir örnek vermem gerekirse Club Brugge’ün U8 ve U12 yaş kategorileri arasındaki takımları için ayrı antrenman tesisi var. Gelecek hafta ise kulüp bir başka tesis açıyor ve burada da sadece U15 ve U16 takımları çalışacak. A takımın ve U18’in de yine kendi antrenman tesisleri var. Türkiye’de üç büyükler dediğimiz hangi kulüpte böyle bir imkan var? Mesela Florya Metin Oktay tesislerinde toplamda beş veya altı tane saha var ve bunların halihazırda iki tanesi A takım için kullanılıyor. Geriye kalan sahalar ise tüm alt yaş takımlarında bulunan genç kardeşlerimiz için. Bu çocuklardan aynı gelişimi nasıl bekleyeceğiz? <strong>Genç oyuncu yetiştirmenin kulüplerimiz için bir mecburiyet değil, hedeflenen ve uygulanan bir politika olması lazım.</strong></p>
<h5 class="p1">Türkiye’de de son zamanlarda futbolculuk geçmişi olsun ya da olmasın futbola ilgili insanlar oyuncu gözlemciliğine büyük ilgi duyuyor ve bu alanda bir kariyere sahip olmak istiyorlar. Genç yaşta bu alanda kariyer adımlarını tırmanan biri olarak onlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?</h5>
<p class="p1">Twitter’da bu alanda takip ettiğim birçok insan var. Scouting konusunda kendi imkanlarıyla veya profesyonel olarak bir şeyler yapmaya çalışan herkesten aslında ben de her gün bir şeyler öğreniyorum. Ama ne yazık ki Türkiye’de<span class="Apple-converted-space"> </span>bu insanlara fırsat ve şans verilmiyor. Mesela geçtiğimiz günlerde yine Twitter’da çok ilginç bir olaya denk geldim. Karagümrük’ün İtalyan teknik direktörü Francesco Farioli sosyal medyada bir kişinin fikirlerini beğendiğini dile getirmişti. Bu kişi sosyal medya hesabında kendi çapında düzenli olarak analizler yayınlayan biri ve Farioli tarafından keşfedilip, teknik ekibinde yer alma fırsatını yakalamıştı. Maalesef Türkiye’de böyle bir şans belki de yüz kişiden birinin ancak önüne gelir diye düşünüyorum. Yurt dışında bu olaylar biraz daha kolay. Bu alanda çalışmaya isteki biri olarak gerekli eğitimleri almaya başladığında CV’ni gerekli yerlere yollayıp staj yaparak kendini geliştirebiliyorsun. Benimle iletişime geçen insanlara her zaman söylediğim en önemli şey ise bu alandaki uluslararası scout sertifika programlarına katılıp kendilerini geliştirmelerini tavsiye etmek oluyor. TFF’nin düzenlediği scouting kurslarına katılmak da ülkenin ekonomik durumu göz önüne alındığında ne yazık ki oldukça masraflı. Bu sebeple bu alanda ilerlemek isteyenlerin fırsat bulabildikçe stajyerlik seviyesinde de olsa bir yerlerde çalışmaya başlamaları Türkiye özelinde atılacak en mantıklı adım diyebilirim.</p>
<h5 class="p1">Bildiğim kadarıyla aynı zamanda UEFA B Lisansı’na da sahip bir antrenörsünüz. Bu alanda attığınız adımlardan, gelecek planlarınızdan ve Avrupa futbolundaki antrenör yetiştirme sisteminden bahsedebilir misiniz?<span class="Apple-converted-space"> </span></h5>
<p class="p1">Belçika Futbol Federasyonu antrenörlük kurslarını mümkün oldukça herkesin katılımına açıyor ve daha çok eğitimli antrenör yetiştirebilmek için elinden geleni yapıyor. Futbolcu olarak bir geçmişiniz olsun veya olmasın açılan bu kurslara katılım göstererek antrenörlük kariyerine adım atabiliyorsunuz. Ayrıca hem federasyon hem de devlet kulüpleri bu konuda teşvik edebilmek amacıyla maddi destek de sağlıyor. Mesela benim UEFA B Lisansım olduğu için çalıştığım kulüpten aldığım maaşın bir kısmına federasyon ve devlet maddi destek sağlayıp aynı zamanda kulübün ödediği vergi için de indirim imkanı sunabiliyor. Ve buradaki çoğu kulüp kendi bünyesinde iki sene boyunca görev yapmanız halinde antrenörlük lisanslarınızı alırken harcadığınız kurs masraflarını da karşılıyor. Bu sayede hem kendinizi geliştiriyorsunuz hem de çalıştığınız kulüp bu süreçte sizin üzerinizde oluşacak maddi yükü azaltmış oluyor. İlk scouting kursuma katılmak için 100 Euro’luk bir ödeme yaptığımı hatırlıyorum. UEFA’nın düzenlemiş olduğu antrenörlük lisans kurslarının fiyatlandırmasını da insanları bilgilendirmek adına paylaşabilirim:<span class="Apple-converted-space"> </span>UEFA C Lisansı &#8211; 225 Euro, <span class="Apple-converted-space"> </span>UEFA B Lisansı &#8211; 400 Euro<span class="Apple-converted-space"> , </span>UEFA A Lisansı &#8211; 1895 Euro. Ayrıca ek bir bilgi olarak; Belçika’da 2018 yılında 1349, 2019 yılında 1528, 2020 yılındaysa 1675 kişi çeşitli lisans kurslarını tamamlayarak antrenörlük diplomasını almaya hak kazanmış. Bu bile çoğu şeyi özetlemek için yeterli diyebilirim.</p>
<h5 class="p1">Türk futbolunun içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı da göz önünde bulundurursak, takımlarımız için scouting departmanları ve altyapı yatırımlarının biraz mecburi de olsa daha çok önemsenir hale geldiği bir duruma geldik. Size göre bu alanlarda nasıl adımlar atılmalı?</h5>
<p class="p1">Scouting’i kesinlikle bir çok değerli bir yatırım olarak algılamamız lazım. Scouting departmanı oyuncularla alakalı gerekli her şeyi araştırıp, sonrasında antrenöre veya sportif direktöre detaylı raporlar sunuyor. Yapılan bu araştırmaların sonucunda kulübün kasasından ne kadar daha az para çıkar veya transfer edilecek oyuncudan uzun vadeli olarak ne kadar daha fazla kar edilebilir bunlara bakmak gerekiyor. Bir oyuncunun maliyeti yüksekse ve<span class="Apple-converted-space">  </span>kulüp olarak bu maliyeti karşılayamayacak durumdaysanız tek bir oyuncu üzerinde takılıp kalmamak gerekiyor. Buradaki en önemli konu sabır. Kulüplerin borçları bir günde oluşmadı ve bir günde de bitmeyecek. Ama akıllı stratejiler ve doğru mali planlamalar ile bu konularda da başarılı olmak mümkün. Türk futbolu için yapılabilecekler arasında belki de en öncelikli olması gereken şey halihazırda Belçika’nın da uyguladığı gibi antrenörlük kurslarını olabildiğince artırmak. Eğer bu kurslarla nitelikli antrenörler yetiştirebilirseniz bu antrenörler de kaliteli futbolcular yetiştirmekte sizin için önderlik edebilirler. Ayrıca TFF’nin özellikle genç kardeşlerimizin kullandığı antrenman tesisleri ve sahalarının şartlarının iyileştirilerek modernize edilmesi için elinden geldiğince kulüplere maddi destek vermesi gerekiyor. Çünkü Avrupa’da karşılaştırılan ülkelerle aynı koşullara sahip olmayan futbolcularımızın aynı gelişimi göstermesini beklemek onlara da bir yandan haksızlık etmek oluyor. Ve tabii aynı tesis koşullarının A takım seviyesinde de iyileştirilmesi gerektiğini kariyerime devam ettiğim Belçika’ya da bakarak rahatlıkla söyleyebilirim.</p>
<p class="p1">Bana göre yapılması gereken en doğru şey yetenekli bir oyuncuyu küçük yaşlarda takıma kazandırıp daha sonra gelişimini A takımda da devam ettirmesini sağlayarak olası bir transferde de takım için mali açıdan en karlı anlaşmayı elde edebilmek. Ozan Kabak, Cengiz Ünder ve Yusuf Yazıcı gibi genç oyuncularımızda olduğu gibi. Elbette bu konuda gerçekçi olunması gerektiğinin farkındayım, altyapınızdan her sene bu seviyede bir yıldız adayı oyuncu çıkaramayabilirsiniz ama alt yaş gruplarında kuracağınız kaliteli bir scouting ağı ve doğru yatırımlarla düzenli olarak kendi bünyenizden böyle oyuncular çıkarıp olası transferlerden elde edeceğiniz maddi kaynakla borçlarınızı da bir plan dahilinde eritebilirsiniz. Türkiye’de biraz isim yapmış oyuncular bile rahatlıkla milyon euro&#8217;luk kontratlara imza atabiliyor. Bunlar maalesef her zaman ödenebilecek paralar değil. Transfer ettiğiniz oyuncuları her zaman bir yatırım olarak görmeniz lazım. Olabildiğince az maliyetle transferler yaparak bu oyuncuları geliştirdikten sonra kulüp için mümkün olduğunca yüksek maddi getiri sağlayabilmek ana amaç olmalı. Bu sistemi dünyada en doğru ve başarılı şekilde uygulayan kulüp bildiğiniz gibi Ajax.</p>
<h5 class="p1">Türkiye Futbol Federasyonu ve A Milli Takım’dan sizinle iletişime geçen insanlar oldu mu?Futbolumuza verebileceğiniz katkıları da düşünürsek, bu noktada geleceğe dair planlarınız var mı?</h5>
<p class="p1">TFF ile çoğu kez irtibata geçmeye çalıştım ama ne yazık ki geri dönüş alamadım. Takip ettiğim hocalarımız elbette var ama ne yazık ki onların da yapabilecekleri çok bir şey yok. Hayalim TFF ve Milli Takımlarımız için çalışarak Belçika ve diğer Avrupa ülkelerindeki gurbetçi gençlerimizi Türk futboluna kazandırmak. Ayrıca 2021-2022 sezonu sonunda büyük ihtimalle scoutluk yapmayı bırakıp kariyerime kondisyon antrenörü olarak devam edeceğim, şimdilik planlarım bu yönde. Beş sene içerisinde de UEFA A ve Pro Lisans diplomalarımı alıp antrenörlük konusunda kendimi geliştirerek kariyer olarak gelebileceğim en üst noktayı hedefliyorum.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/08/21/club-bruggede-bir-turk-scout-halis-yen/">Club Brugge&#8217;de Bir Türk Scout: Halis Yen</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.volantedergi.com/2021/08/21/club-bruggede-bir-turk-scout-halis-yen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana: Euro 2020 D Grubu</title>
		<link>https://www.volantedergi.com/2021/06/08/atesten-kalbe-akildan-dumana-euro-2020-d-grubu/</link>
					<comments>https://www.volantedergi.com/2021/06/08/atesten-kalbe-akildan-dumana-euro-2020-d-grubu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Enes Köse]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2021 18:45:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Euro 2020]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[çekya]]></category>
		<category><![CDATA[hırvatistan]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iskoçya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.volantedergi.com/?p=1343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Volante ekibi olarak EURO 2020 öncesinde grupların ve gruplarda mücadele eden takımların değerlendirilmesi maratonunda sırada D Grubu var. 1872 yılında futbol&#8230;</p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/06/08/atesten-kalbe-akildan-dumana-euro-2020-d-grubu/">Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana: Euro 2020 D Grubu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Volante ekibi olarak EURO 2020 öncesinde grupların ve gruplarda mücadele eden takımların değerlendirilmesi maratonunda sırada D Grubu var. 1872 yılında futbol tarihindeki ilk resmi uluslararası mücadelenin tarafları olan İngiltere ve İskoçya’nın da kaderin bir cilvesiyle bu grupta buluşması futbolseverleri ayrıca bir meraka ve heyecana yöneltmiş durumda. Tarihin ve rekabetin yansımalarıyla da süslenecek D Grubu’nun takımlar özelinde detaylı incelemesi sizlerle.</h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong>İngiltere</strong></h4>
<p>British Crime film türünün en iyi örneklerinden biri olan ve yazımın başlığı olarak da kullanmayı uygun gördüğüm 1998 yapımı<em> Ateşten Kalbe Akıldan Dumana</em> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> filminde geçen <em>“Tecrübelerime göre, fırsat ayağına gelmişse kullanmak en iyisidir.”</em> repliğini bu turnuva özelinde İngiltere milli takımı için bir motto olarak düşünebiliriz. İngiltere Milli Takımı’nın hem yakaladığı jenerasyonun sahada birbirleriyle oynuyor olmaktan aldığı keyif ve sahaya yansıttıkları oyun kalitesi hem de bu oyuncu grubunun teknik direktör Gareth Southgate ile yakaladığı uyum onları turnuvanın doğal favorilerinden biri haline getiriyor. 2018 Dünya Kupası’na bu beklentilerle başlamasalar da uzun bir süre sonra gelen üst düzey turnuva performansı onları yarı finale kadar taşımıştı. Yarı finaldeyse Hırvatistan’a karşı uzatmalarda Mandzukic’in attığı golle gelen üzücü mağlubiyete rağmen o turnuvanın en çok akılda kalan takımlarından biri olmayı başarmışlardı. Baddiel, Skinner &amp; Lightning Seeds ortak yapımı<em> Three Lions</em>, yani daha çok bilinen ve slogan olarak da hafızalara kazınan <em>Football’s Coming Home</em> şarkısını duymayı ve İngiliz taraftarların tutkulu desteğini turnuva boyunca görebilmeyi çok isterdik ancak pandemi şartları sebebiyle bu durumdan maalesef mahrum kalacağız. Ancak yine de İngiltere’nin sahip olduğu kadro ve bu kadronun vadettiği oyun biz futbolseverlerin turnuva boyunca gönlünde yine farklı bir yere sahip olacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Kadrosunda sezonu oldukça formda bir şekilde geçiren Harry Kane, Phil Foden, Raheem Sterling, Mason Mount, Declan Rice, Ben Chilwell ve daha birçok ismi barındıran İngiltere’nin büyük sürprizlerle karşılaşmadıkça D Grubu’nda liderlik için şansı oldukça yüksek. Southgate’in kalede Jordan Pickford mı yoksa Manchester United’da özellikle sezonun ikinci yarısında gösterdiği performansla De Gea’yı da yavaş yavaş yedek kulübesine yollayan Dean Henderson’ı mı tercih edeceği hâlâ soru işareti olarak görünse de tandemde John Stones &#8211; Harry Maguire ikilisinin uyumu ve yarattığı güven de Southgate’in elini güçlendiren kozlardan biri. Euro 2020 Eleme gruplarında çıktığı 8 maçtan 7 galibiyet 1 mağlubiyet gibi etkileyici bir sonuçla turnuvaya direkt katılım hakkı elde eden İngiltere’nin elemelerde aldığı tek mağlubiyetin gruptaki rakibi Çekler’e karşı olması da ilginç bir detay olarak öne çıkıyor. Grupta ilk maçını Hırvatistan’a karşı oynayacak olan İngilizlerin 2018’in rövanşını alıp alamayacağı ve ikinci maçında İskoçya ile tarihi rekabetin 114. randevusunun nasıl sonuçlanacağı ise İngiltere özelinde cevabı merakla beklenen iki soru olarak öne çıkıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://m0.joe.co.uk/wp-content/uploads/2018/07/13142951/sess-1024x683.png" alt="What will England&amp;#39;s Euro 2020 squad look like? | JOE.co.uk" /></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Hırvatistan</strong></h4>
<p>Katıldıkları çoğu turnuvada Dalmaçya <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> kıyılarından gelen sıcak hava dalgası gibi içimizi ısıtan performanslara imza atmayı başarabilen Hırvatistan’ın bu turnuvaya da son Dünya Kupası finalisti apoletiyle geldiğini unutmamak lazım. O turnuvada İngiltere’yi yarı finalde saf dışı bıraktıktan sonra düzenlenen ilk büyük şampiyonada aynı grupta yer alıp bir de ilk maçı onlarla oynayacak olmalarıysa futbolun içerisinde sevdiğimiz rastlantılardan birini daha bizlere sunuyor olacak. Tabii Dalmaçya kıyıları demişken ünlü dizi Game of Thrones’ta <em>“Kings Landing”</em> sahnelerinin çekildiği etkileyici şehir Dubrovnik’in dizinin sonlarına doğru kontrolünü yitirmiş bir güç karşısında gazaba uğrayıp efektlerle de olsa yıkılması gibi Hırvatistan milli takımının da turnuva özelinde kurduğu hayallerinin kısa bir solukta yıkılıp yıkılmayacağını izleyerek göreceğiz.</p>
<p>Bu ihtimali dillendirmemin başlıca sebebi ise Zlatko Dalic yönetimindeki Hırvatistan’ın turnuvaya formunun zirvesinde gelmiyor olması. 2020 yılının Eylül ve Kasım ayları arasında sıkışık bir fikstürde oynanan UEFA Uluslar Ligi A Klasmanı&#8217;nda çıktıkları 6 maçta 5 mağlubiyet alan Hırvatlar, Dünya Kupası Elemeleri’nde ise gruptaki direkt rakiplerinden sayılabilecek Slovenya’ya mağlup olarak kötü bir başlangıç yaptı. Turnuvaya gelirken oynadığı iki hazırlık maçında ise Ermenistan ile 1-1 berabere kalıp Belçika’ya 1-0 mağlup olarak iyi sınavlar vermediler. Tabii ki göz önünde olan bu kötü gidişatın turnuva performansına direkt bir yansıması olacağını varsaymak çok da doğru olmaz. Ama Hırvatistan’ın grupta karşılaşacağı rakiplerinin de dişli ekipler olduğunu düşünürsek gruptan çıkarken zorlanmamak adına performanslarını bir seviye daha yukarıya taşımaya ihtiyaçları olabilir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.total-croatia-news.com/media/k2/items/cache/26df80e1912f60bce9fad0ae580194dc_XL.jpg" alt="Modric and Rakitic Drop Out of Croatia Squad Ahead of Portugal and France Matches" /></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Çekya</strong></h4>
<p>3 Temmuz 2016 tarihinde aldıkları resmi kararla ülkelerinin uluslararası alanda isim kullanımının <em>&#8220;Czechia”</em> yani Çekya olarak değiştirildiğini açıklayan Çekler, yaptıkları bu değişikliğin dünya genelinde tam olarak kabul görmemesi ve alışılamamasının derin üzüntüsünü veya kızgınlığını yaşıyor olabilirler.  Ancak yine de uzun yıllar sonra turnuvalarda boy gösterebilen ve oldukça potansiyelli oyunculara sahip olan bir milli takımları olduğu için mutlu olmalılar. İşin şakası bir yana, İngiltere’nin de bulunduğu Euro 2020 Elemeleri A Grubu’nda 2.sırayı alarak turnuvaya direkt katılım hakkı elden eden Çeklerin çok da göz ardı edilmemesi gereken bir ekip olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Açıklanan turnuva kadrosunda Alex Kral, Vladimir Coufal, Thomas Soucek ve Patrick Schick gibi etkili isimlerin yanı sıra Adam Hlozek gibi bir<em> “wonderkid”</em> bulunduran Çekya’nın Jaroslav Silhavy yönetiminde EURO 2016’yla birlikte değişen turnuva formatında gruptan çıkabilmek için azımsanmayacak bir şansı olabilir. Daha önce izlediğimiz diğer Çekya milli takımları gibi mücadeleci oyun tarzını kadroda bulunan oyuncuların fiziksel avantajlarıyla da harmanlayarak sahaya bir oyun anlayışı yansıtmak isteyen Çeklerin gol yollarında yaşayacakları muhtemel sorunlar ise başını oldukça ağrıtabilir. Tarihlerinde EURO 1996’da final, EURO 2004’te yarı final, EURO 2012’de ise çeyrek final oynama başarılarına sahip olan Çeklerin bu turnuvada onur listelerine bir yeni başarı daha ekleyip ekleyemeyeceklerini hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><img decoding="async" src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/61/14-06-03-%C4%8Cesko-Rakousko-Olomouc-053.jpg/1200px-14-06-03-%C4%8Cesko-Rakousko-Olomouc-053.jpg" alt="Czech Republic national football team - Simple English Wikipedia, the free encyclopedia" /></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>İskoçya</strong></h4>
<p>Çoğumuz <em>William Wallace</em> ismine öyle ya da böyle bir şekilde aşinayızdır. Kendisi Kral I. Edward&#8217;ın döneminde İngiltere&#8217;ye karşı yapılan direnişte vatandaşlarına önderlik eden İskoç şövalyedir. William Wallace’ın 13.yy’da ülkesi İskoçya’nın bağımsızlığı adına İngilizler’e karşı verdiği mücadele öylesine destanlaşmıştır ki hayat hikayesinin aynı zamanda meşhur Robin Hood karakterine de ilham kaynağı olduğu bazı kaynaklarda aktarılagelir. Kendisinin hayat hikayesi Mel Gibson’ın unutulmaz performansıyla 1995 yılında çekilen Braveheart – Cesur Yürek filmine de konu olmuş ve tüm dünyada bilinir hale gelmiştir. Elbette yazımın İskoçya’dan bahsedeceğim bu kısmında konuyu William Wallace ve İskoçya tarihiyle sınırlamak gayesinde değilim ancak futbol denince akla gelen tarihi ve ikonik rekabetlerden biri olan İskoçya – İngiltere eşleşmesinin bir Avrupa Şampiyonası gruplarına taşınıyor olması nedeniyle bu iki ülke arasında süregelen mücadelenin tarihsel boyutunu da anmadan geçmek olmazdı. İşin futbol boyutuna geçmek gerekirse İskoçya’nın 1998 Dünya Kupası’ndan sonra ilk kez bir büyük turnuvaya katılım hakkı elde ettiğini belirtmek gerekiyor. Buna ek olarak İskoçya Avrupa Şampiyonası’nda son kez mücadele ettiğinde ise takvim yaprakları 1996 yılını göstermekteydi. Yirmi yıldan fazla bir süre sonra gelen bu katılım hakkı umuyorum ki evrende bir yerlerde William Wallace’ın da ruhuna bir mutluluk vermiştir.</p>
<p>UEFA tarafından değiştirilen turnuva formatı neticesinde İskoçya Play-Off’ların C Yolu’nda hem yarı finalde İsrail’i hem de finalde Sırbistan’ı penaltı atışları neticesinde saf dışı bırakarak EURO 2020’ye katılım hakkı elde etti. Özellikle son yıllarda çıkardıkları üst düzey yeteneklerle milli takım seviyesindeki yükselişini hissettiren İskoçya’nın turnuva kadrosunda Premier Lig’in tepe takımlarının as oyuncuları olan Andrew Robertson, Kieran Tierney, Scott McTominay gibi yıldız isimlerin yanında Stuart Armstrong, Ryan Fraser, Che Adams ve John McGinn gibi İngiltere Premier Lig’de mücadele eden oyuncular da var. Ayrıca kişisel olarak da takip ettiğim ve <em>“evlat”</em> kategorisinden biraz torpil yaparak bahsetmek istediğim Celtic’te forma giyen Ryan Christie ve David Turnbull da takımın yetenek tavanını yukarda tutan isimlerin başında geliyor. Ancak kaleci ve defansın sol bek harici pozisyonlarında kadronun kalan kısmına göre oluşan kalite eksikliği de rahatlıkla gözlemlenebiliyor.  Teknik direktör Steve Clarke yönetiminde çıktıkları 5 maçta henüz mağlubiyet yüzü görmemiş olan İskoçya’nın bu serisini turnuvada sürdürmesi pek olası gözükmese de farklı bir motivasyonla sahaya çıkacaklarını düşündüğüm İngiltere maçı ilginç sonuçlara gebe olabilir. Rekabetin toplumsal boyutundaysa İskoçya’nın Birleşik Krallık bünyesinde kalıp kalmayacağının belirleneceği ikinci bir Bağımsızlık Referandumu yapılma ihtimali siyasi çevrelerde ciddi olarak dillendirilmeye başlandı. Bu durumun futbol sahası içine yansıması nasıl olur bilinmez ancak İskoçya’nın gruptan çıkma şansı adına diğer maçlar kadar İngiltere maçından alacağı sonuç da çok kritik bir önem arz edebilir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.whfp.com/wp-content/uploads/2020/10/Scotland-Football-Team-credit-SCOTLANDNATIONALTEAM-TWITTER-web.jpg" alt="Why I have stopped watching Scotland at football – West Highland Free Press – www.whfp.com" /></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Lock, Stock and Two Smoking Barrels (1998)</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Dalmaçya, Hırvatistan ve Karadağ Adriyatik Denizi kıyısında yer alan güney bölgesine verilen isimdir.</p>
<p><a href="https://www.volantedergi.com/2021/06/08/atesten-kalbe-akildan-dumana-euro-2020-d-grubu/">Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana: Euro 2020 D Grubu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.volantedergi.com">Volante</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.volantedergi.com/2021/06/08/atesten-kalbe-akildan-dumana-euro-2020-d-grubu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
